Beden Dili - Doğru ve Etkin İletişim
Hadiye KAMANLI
İnsanlığın
temel dürtülerinden biri olan “topluma ait olma hissi”, çağlar boyunca iletişimi zorunlu kılmıştır.
Tarih öncesi devirlerde, çeşitli sesler ve hareketlerle iletişim sağlanmıştır.
İnsanlığın zaman içerisindeki evrimiyle sesler önce hecelere, sonra sözcüklere,
cümlelere ve en sonunda dillere dönüşmüş, hareketler ise, ne yazık ki,
iletişimde zamanla daha az farkedilen bir konuma gelmiştir. Yine de insanoğlu
bu eski dilini hiçbir zaman unutmamış ve sözcüklerini daima hareketlerle
bezemiştir. Beden dili, birçoğumuzca istemsiz olarak kullanılıyor ve sadece
bilinçaltı tarafından algılanıyor olsa da, bu dilin iletişim içerisinde
olduğumuz kişinin beş duyusuna da hitap edebilmek ve etkin bir izlenim elde
edebilmek açısından önemi büyüktür. Beden dilini incelemek kişiyi,
insanların zihnini okuyabilen biri haline
getirmediği gibi, onların hareketlerinden gizli düşüncelerini öğrenme
yeteneğini de kazandırmaz. Beden dili, bize bilinçaltımızla konuşmayı ve onu
anlamayı öğretir; bu yüzden çok güçlü
bir iletişim aracıdır. Aşağıda, sağlıklı ve özgüvenli bir iletişim için beden
dilinin nasıl kullanıldığını, biraz da esprili olarak açıklamaya çalışacağım:
*
Selam verirken veya tehdit altındayken avuç içinin karşıdakine dönük olarak
kaldırılmasının sebebi; bilinçaltında o kişiye güven aşılama isteği
bulunmasıdır. ( - Bak elimde taş, sopa
falan yok. Benden sana zarar gelmez.)
*
Konuşulan konudan hoşlanmamışsak veya o konuyla ilgilenmiyorsak kollarımızı
kavuşturmamızın bilinçaltındaki sebebi; yaşamsal önemi olan organlarımızı
güvence altına alma isteğidir. ( -
Gerginim. Bu konularla ilgilenmiyorum, o yüzden içime döndüm ve kendimle
ilgileniyorum. )
*
Sürekli saçla, takılarla oynamak, ritm tutmak, kalem çevirmek, etrafa bakınmak;
huzursuzluğun ve azalan dikkatin belirtileridir. ( - Bitse de kurtulsam… Şu proje işini nasıl yapsak acaba? )
*
Yumrukları sıkmak, yüzü sebepsiz yere ekşitmek, diş gıcırdatmak; artan stresin
ve olumsuzluğun habercisidir. ( - Zor
dayanıyorum. Biraz daha konuşursa ne yaparım bilemiyorum. )
*
Vücudun genel duruşu da, o anki ruhsal durumumuz hakkında ipuçları vermektedir.
Örneğin kamburun çıkarılmadığı, dik ve dengeli bir duruş; kişinin özgüvenli,
fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı ve dinç olduğu etkisini bırakır. ( - Sağlıklıyım. Güçlü biriyim. İşine
yarayabilirim. Ne dersin? )
*
Omuzların düşük olduğu, vücut ağırlığının önde toplandığı, başın öne düştüğü
duruş karamsarlık ve çekingenliği temsil etmektedir. Bu konumdayken elleri
dibine kadar ceplere sokmak ise bedenle temas haline geçip iç gerginliği
azaltmak içindir. ( - Hiçbir şeyi doğru
düzgün yapamıyorum. Şu anda ıssız bir adada tek başıma olmayı ne çok isterdim!)
*
Göğüs gerilerek, ayaklar açılarak vücut alanının arttırıldığı, başın yan
arkada, başparmak dışarıda olmak üzere ellerin ceplerde tutulduğu konumda; kişi
kendine olan aşırı güvenini yansıtmaktadır ve bu pek hoş karşılanmaz. (-Aranızdaki
en iyisi benim. Ben her işi hallederim… Müthişim…)
*
Konuşurken göz temasından kaçınılması, boş boş ve sabit bir noktaya bakma,
ellerle ağzın örtülmeye çalışılması kişinin büyük ihtimalle yalan söylediğinin
göstergesidir. ( - Senden kaçıyorum.
Gözlerimin yalanımı açığa vurmasından koruyorum ve bu sözlerimin sorumluluğunu
üstlenmiyorum. )
*
Tokalaşırken de insanlar birtakım özelliklerini gösterirler. Güvenli ve dengeli
bir tokalaşmada eller yere dik olacak biçimde tutulmalı, ne halsiz bir şekilde
bırakılmalı ( - Ben bir ölü balığım.
Hiçbir şey için halim yok ve kimseye fayda sağlayamayacak kadar güçsüzüm. ),
ne de çok fazla sıkılmalıdır. ( - Seni
ezerim. Çok güçlüyüm. ) Ayrıca elin yukarıdan ve avuç içi aşağıya dönük
olarak uzatılması üstünlüğün sembolüdür. Karşısındaki kişi tam tersi şekilde
elini uzatarak yanıt veriyorsa; bu o kişinin üstünlüğünün kabul edildiğinin
göstergesidir.
*
Beden dilinin yanı sıra kıyafetlerin, aksesuarların ve genel görünümün de
izlenimdeki etkisi büyüktür. Örneğin; bayanlarda saçı sıkı sıkı toplamak
ciddiyetin simgesi iken, kısa saç sıradışılığı, çok uzun saç ise özgürlüğü
simgeler. Kol düğmeleri, kravat iğneleri ve saat gibi aksesuarlar kişinin yaşam
tarzı hakkında büyük ipuçları verebilir. Taşınan çantanın statü belirtileri ise
artık klişeleşmiştir (okul çantası, bayan çantası vs.). Kıyafetlerin temizliği,
ütüsü, ayakkabının boyalı olup olmaması, parfüm ve makyaj da çeşitli etkiler
bırakmaktadır. Kişinin kıyafetlerine gösterdiği özen, doğrudan kendisine
verdiği değer olarak algılanmakta ve kişi bu algı doğrultusunda
değerlendirilmektedir. Öte yandan tatil günlerinde ve piknik gibi aktivitelerde
abartılı bir şıklık ve makyaj; o kişinin amacının aksine olumsuz bir imaj
oluşturabilmektedir. Her zaman “Ben buradayım!” diye bağıran parfüm veya traş
losyonu kullanmak ise, hem rahatsız edicidir, hem de bir süre sonra dikkat
çekiciliğini kaybetmeye mahkumdur.
Beden
dili günlük hayatımıza farklı bir bakış açısı kazandırırken, kendimizi daha
yakından tanımamıza yardımcı olur.Vermek istediğimiz izlenim için gerçek bir
destektir ve onun yardımıyla oluşturduğumuz imaj daha geçerli ve kalıcı
olacaktır. Ayrıca iş hayatında bizi daha prestijli bir konuma getirip, elde
ettiğimiz imajı sürdürmemize yardımcı olabilir. Yeter ki, kişiler sahip
oldukları bu evrensel dile yeterince ilgi göstersin; doğa burada da
cömertliğini gösterecektir ve birey karşılığını fazlasıyla alacaktır.
Kaynak: Beden Dili; Prof. Dr. Acar Baltaş, Zuhal
Baltaş